Sitede aramak istediğiniz kelimeyi yazınız.
 
BURSA
BURSA
Aktif Ziyaretçi 4
Dün Tekil 82
Bugün Tekil 5
Toplam Tekil 4714
IP 38.107.191.93
  Hasan Ali YÜCEL Kimdir ?

HASAN-ÂLİ YÜCEL


Okulumuza adını veren Hasan Ali Yücel Atatürk'ün ölümünden sonra, 1938-1946 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı yapan, Cumhuriyet Döneminin, çok yönlü kişiliğe sahip seçkin bir eğitim, kültür ve siyaset adamı olarak kabul edilir. Bu kabulün gerisinde, kuşkusuz kısa sayılabilecek hayatına sığdırdığı programları ve ürettiği eserleri yatar.
...
17 Aralık 1897'de İstanbul'da doğmuştur. Babası Ali Rıza Bey, annesi Neyire Hanımdır. Soyu, baba tarafından Giresun-Görele'nin Daylı Köyü'nden Ömer Efendi'ye , anne tarafından (IILSelim zamanında yaşamış) Kaptan İsmail Tosun Ağa'ya kadar uzanır. Hasan-Âli, 1901'de daha dört yaşındayken Laleli'deki Yolgeçen Mektebi'ne kaydedilir. Yazı yazma isteği oldukça fazladır. Bu nedenle, bir zorunluluk olmamasına rağmen, kendi kendine yazı yazmayı öğrenir. Edindiği bilgileri evdeki hizmetçilere ve evlatlıklara anlatmaktan zevk alır. Öğrenme ve anlatma zevki artık iyice belirginleşmiştir.
...
Hasan-Âli, altı yaşlarında iken aile, Gümüşsuyu'nda yaptırdığı yazlık köşke taşınır. O da Topkapı Semti'nde bulunan Taş Mektep'e yazdınlır. 1906 yılında, dokuz yaşındayken Mekteb-i Osmanî'ye gönderilir. Burada ilgisini çeken yeniliklerle karşılaşır; örneğin, yazı tahtasını, haritaları ve sıraları görür; sınıf ortamıyla tanışır. Ayrı ayrı hocalardan ders görür. Bu arada Meşrutiyet ilan edilmiş (1908); hürriyet şiirleri, marşları ve şarkıları duyulmaya başlamıştır. Bunları zevkle ezberler ve söyler. Beş yıllık bu okulu 1911'de pekiyiden de üstün bir derece (Aliyyülala) ile bitirir. Okuma tutkusu oldukça gelişmiştir; Beyazıt kitapçılarından aldığı romanları -babasına rağmen- yutarcasına okumayı sürdürür. Mekteb-i Osmanî'den sonra, Hasan-Âli için Vefa İdadisi dönemi başlar, "İntikam Olsun" başlıklı ilk yazısını burada öğrenciyken yazar; "Mektepli" dergisinin açtığı yarışmaya katılır, 17 Ekim 1913'te yayınlanır. Ne var ki, son sınıftayken, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle askere alınır; okula ara vermek zorunda kalır. Önce asteğmen; sonra teğmen olarak toplam üç buçuk yıl askerlik yapar; 2 Aralık 1918'de terhis edilir.
...
Reşat Nuri Güntekin İle Hasan-Âli, askerlik sonrası öğretimini Darülfünün'da tamamlama imkanı bulur. Liselerin son sınıfında okurken askere alınan gençlere böyle bir imkan tanınmıştır çünkü, îlkin Hukuk Fakültesi'ne kayıt yaptırır. Bir yandan da İfnam gazetesinde çalışır. Türk Sesi gazetesinin kurucuları arasında yer alır. Ancak hukuk öğretimini, dersteki yöntemi yüzünden tartıştığı hocası Celalettin Arîf Bey'e kızgınlığı nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kalır. Edebiyat Fakültesi'nin Felsefe Şubesi'ne kaydolur. Artık Cağaloğlundaki Darülmuallimîn-i Aliye (Yüksek Öğretmen Okulu)'nin öğrencisi durumundadır. Bu dönemde, Hasan-Âli; Y.Kemal, A.Hamdi Tanpınar gibi şairlerle ikbal Kıraathanesi'ne gidip gelmeye başlar, İstiklal Savaşı'nın zor günleri yaşanmaktadır. Ortalıkta İnönü Savaşlarına ilişkin haberler vardır. Hasan-Âli, gazetesinde özellikle bu savaşlara ilişkin haberler verir; bunları söz konuşu kıraathaneye de ulaştırarak dostlarını bilgilendirir. Ayrıca, ulusal protesto hareketlerine, örneğin bunların ilki ve en büyüğü 23 Mayıs 1919'da düzenlenen Sultanahmet Mitinglerine katılır. Kendisini Edebiyat Fakültesi çevresinde oluşan düşünce tartışmaları içinde bulur. Mustafa Şekip (Tunç), İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) ve Mehmet Emin (Erişirgil)'in H.Bergson merkezli denebilecek tartışmalarını izler. Bu tartışmalarda sık sık A.Schopenhauer, J.Stuart Mili, H.Spencer, WJames gibi düşünürlerin fikirleri de ele alınmaktadır. Hasan-Âli, bu ve benzeri düşünürlerin fikirlerini kendi eserlerinden okuyamamanın sıkıntısını duyar (Bakanlığı döneminde, Tercüme hareketini başlatışmda bu deneyiminin rolü olmuştur.)
...
Hasan-Âli'nin üzerinde etkisi olan hocalar arasında, Kuvay-ı Millî ye hareketini Akşam gazetesindeki yazılarıyla desteklemiş olan Necmettin Sadık (Sadak)'ın özel bir yeri olduğu söylenebilir. O'nu günlük gazetelerde yazı yazmaya özendiren, örneğin Akşam gazetesinde "Pazartesi Konuşmaları" başlığı altında köşe yazıları yazmaya yönelten Necmettin Sadık'tır. Hasan-Âli, Darülmuallimîn-İ Aliye'den "Ruh ve Beden" üzerine yaptığı tez niteliğindeki otuz sayfalık bir çalışmasıyla 1921'de mezun olur.
...
Hasan-Âli, öğretimini bitirir bitirmez öğretmen olarak tayin edilemez, bu yüzden özel bir okulda bir süre ücretli ders vermek zorunda kalır. 1921 yılının sonunda, bazı hocalarının desteğiyle Edebiyat Fakültesi'nde öğrenci disiplinini sağlamak amacıyla oluşturulmuş inzibat memurluğuna atanır. Yaşı 25'tir; askerlik döneminden arkadaşı olan Necati (Tansel)'in kızkardeşi Refika Hanımla evlenir. Kısa bir süre sonra, İzmir Erkek Muallim Mektebi'ne Türkçe ve Edebiyat Öğretmeni olarak atanır. Kent, Yunan işgali ve zulmünün izleriyle doludur. Kötü koşullarda, 19 Aralık 1922'de öğretmenliğe başlar. Eşi İstanbul'dan İzmir'e gelir. Bir grup meslektaşıyla Muallimler Birliği ve Türk Ocağını kurar.
...
Hasan-Âli, Mustafa Kemal ile İlk kez burada karşılaşır (2 Şubat 1923). Halkla yaptığı bir toplantıda, söz alarak Mustafa Kemal'e "mekteplerin yanında medreselerin devam edip etmeyeceği'ni sorar. Mustafa Kemal, kendisine, ilke olarak "eğitim birliği" ve "karma uygulama"dan söz ederek cevap verir. O'nun buradaki öğretmenliği uzun sürmez, işini bırakarak hamile eşiyle beraber İstanbul'a gelir.
...
3 Mart 1924'te yürürlüğe giren Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) yasasının sonucu olarak, öğretim kurumlarının hepsi Maarif Vekaleti'ne bağlanmış, bu çerçevede, Mustafa Necati döneminde (1926'da) Maarif Emirlikleri kurulmuş ve ülke Mıntıkalara ayrılmıştır. 1927 başında, Hasan-Âli, Reşat Şemsettin (Sirer) ile birlikte "Mıntıka Müfettişleri" unvanıyla İstanbul Maarif Emirliğine verilirler. Müfettişlik döneminde, Hasan-Âli, öncelikle "yazı ve dil sorunları" üzerine yoğunlaşır. T.Fikret'in batılılaşma (modernleşme) doğrultusundaki düşüncelerine ilgi duyar. O'nun "Tarihi Kadim-Doksan Beşe Doğru" adlı şiir kitabını latin harfleriyle yayınlamasının altında bu ilgi (ve hayranlık) yatmaktadır(Latin harfleriyle basılan ilk eserdir bu kitap). Hasan-Âli, 1929 sonunda İkinci Sınıf Maarif Müfettiş Umumiliğine yükselir. Maarif Emirlikleri kaldırılınca Maarif Vekaleti Teftiş Kurulu Üyesi olur. 1930'da Maarif Vekili Cemal Hüsnü (Toray), kendisini araştırma ve inceleme göreviyle Paris'e gönderir. Bu dönem, Hasan-Âli'nin "batı uygarlığıyla ilk kez karşılaşması" açısından önemlidir. Bu süre içerisinde, öğretim kurumlarını inceler ve Fransız kültürü üzerine araştırmalar yapar. Oradaki Türk öğrencilerin denetimiyle görevli müfettiş Salih Zeki ile beraber Londra'ya iki haftalık bir teftiş gezisinde bulunur. Salih Zeki geri çağrılınca müfettişlik görevi Hasan-Âli'ye verilir. Bu arada Fransızcasını geliştirmeye çalışır, opera ve tiyatro sanatlarıyla ilgilenir. 1930'un sonunda, geniş bir inceleme ve araştırma dosyasıyla Türkiye'ye döner. 1936'da bu incelemesini "Fransa'da Kültür İşleri" adıyla yayınlar

Mustafa Kemal'le Gezi

Demokrasiye geçiş denemesi çerçevesinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkasi'nın kapatılmasından sonra, Mustafa Kemal, ülke boyutunda bir denetleme gezisine çıkmıştır. Her bakanlık, O'na danışmanlık yapacak ve yönergeler çerçevesinde araştırmalarda bulunacak bir müfettiş görevlendirir. Maarif vekaleti de bu görevi 33 yaşındaki genç Hasan-Âli'ye verir. Mustafa Kemal, kendisin; İzmir'den hatırlar. Bu gezinin ilk durağı Kayseri'dir, Burada, Mustafa Kemal, ders dinlemek üzere kentin lisesine davet edilir. Girdikleri sınıfta felsefe dersi yapılmakta ve öğrencilerin önünde yazarı Hasan-Âli olan ders kitabı bulunmaktadır. Mustafa Kemal, hem öğretmenin anlatımını dinler, hem de ders kitabını inceler. Arapça terimler boldur, anlaşılma güçlüğü vardır. Akşam yemeğinde, Mustafa Kemal, Hasan-Âli'ye bu sorunu çözmeyi düşünüp düşünmediğini sorar. Bu görüşmede Hasan-Âli, dilde sadeleşme ve birliğin sağlanmasının kişisel girişimlerle değil, merkezi-kurumsal çalışmalarla oluşturulabileceği düşüncesinde olduğunu söylemiştir. Buna rağmen, bu doğrultudaki kişisel çabalarını sürdürmekten geri durmamıştır. 3 Mart 1931'e kadar devam eden bu üç aylık gezi esnasında, Mustafa Kemal'le Hasan-Âli arasında oldukça anlamlı bir diyalog daha gerçekleşir. Mustafa Kemal, bir gün, yanında bulunanlara "Türk milleti ne zaman kendîni kurtulmuş sayabilir?" diye sorar. Yanındakiler doğal olarak görüşlerini bildirirler- Sonra Hasan-Âli söz alır; "Paşam," der; "Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse o zaman kurtulmuş olur." Mustafa Kemal, kendisine, "Bu çocuğun ileri attığı, üstünde bizi derin derin düşündürmeye değer bir fikirdir." diyerek takdirlerim bildirir.
Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü
1932 yılında, Hasan-Âli, batıdaki benzerleri örnek alınarak kurulan, öğretim üyeleri yurtdışında okumuş kişilerden oluşan Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ne müdür olarak atanır.
...
Gazi Eğitim Enstitüsü'nde, kendisinin hem arkadaşı hem de meslektaşı eğitimci İsmail Hakkı (Tonguç) da öğretim üyesidir. Yakın bir işbirliği içindedirler. Bu dönemde, Hasan-Âli, 1917-1933 yılları arasında yazdığı didaktik şiirlerini "Dönen Ses" adıyla yayınlar. Bu şiirleriyle, çocuk edebiyatına katkıda bulunmuş şairlerden birisi olarak kabul edilir.
Hasan-Âli, 1933 yılı sonunda Maarif Vekaleti Orta Tedrisat Umum Müdürlüğü'ne atanır. Bu dönemde, üniversiteye geçişteki önemi nedeniyle liselerde reform düşüncesi üzerine yoğunlaşır. Bu çerçevedeki araştırmaları ve düşüncelerini "Türkiye'de Orta Öğretim" adlı eseriyle ortaya koymayı dener.
...
Genel Müdürlüğü döneminde, bir gün, Bakan Hikmet (Bayur)" mevzuata aykırı bir ricada bulunur; tartışırlar. Bunun üzerine, maddî bir güvencesi olmamasına rağmen istifa eder. Ancak Bakanın özür dilemesiyle görevine döner. Bu arada seçim tarihi yaklaşmaktadır. 1934'te Cumhuriyet Halk Partisi'ne dilekçe vererek "Milletvekili adayı olarak önerilmesi"ni sağlar; İzmir Milletvekili olarak Meclise girer. O'nun, özellikle 1935-37 yılları arasında yayınladığı yazıları hem eğitim ve kültür alanındaki yoğun ilgisinin belgesi, hem de Maarif Vekilliği'ne hazırlandığının göstergesi niteliğindedir.
Bakan Oluşu
Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk ölmüş, Na'a'şını Büyük Millet Meclisi adına taşıyacak grup kur'a çekilerek oluşturulacaktır. Hasan-Âli Yücel, seçilen 12 Milletvekili arasındadır. Sevgiyle bağlı olduğu Atatürk'e karşı son görevini yerine getirir. 11 Kasım 1938'de İnönü Cumhurbaşkanı seçilir. 28 Aralık 1938'de, Hasan-Âli Yücel, 41 yaşında, iken istifa eden Saffet Arıkan'ın yerine, Celal Bayar kabinesinde Maarif Vekili olur. Özellikle Cumhurbaşkanı l.İnönü'nün desteğiyle, yakın çalışma ve dost grubunun katılımıyla büyük bir reform hareketi başlatır ve gerçekleştirir. Ülkemizin bugüne gelişinde, O'nun dönemindeki bu reformların yadsınamaz bir işlevi olduğu açıktır.
Köy Enstitüleri
17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri yasası çıkarılarak Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. 1942-43 öğretim yılında, bu okullara öğretmen, yönetici, gezici başöğretmen, ilköğretim müfettişi ve kesim müfettişi yetiştirmek için, Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde Yüksek Köy Enstitüsü kurulur. Sayıları zamanla 21'i bulan Köy Enstitüleri, 1944'ten sonra yılda ortalama 2000 öğretmen yetiştirmiştir. Ne var ki, 1946'da bu öğretim kurumları -tartışma konusu olmaları nedeniyle kapatılmıştır.
UNESCO'yla İlişki
Hasan-Âli Yücel, 1945'te, 4-20 Kasım arasında Londra'da toplanan ve 43 ülkenin katıldığı UNESCO toplantısında ülkemizi temsil eder. O, burada yaptığı konuşmada, "Birleşmiş Milletler'in eğitim ve Öğretim alanında yapacakları iyi İşbirliğinin dünya barışının temeli olduğu"nu vurgular. UNESCO'nun statüsüne ilişkin anlaşma 20 Mayıs 1946'da Türkiye tarafından imzalanır; üç yıl sonra da UNESCO-Türkiye Millî Komisyonu Ankara'da toplanır.
İstifası
Hasan-Âli Yücel, 5 Ağustos 1946'da 7 yıl ve 7 ay sürdürdüğü Millî Eğitim Bakanlığı görevinden -çeşitli nedenlerle-istifa eder.
Rahatsızlığı ve Ölümü
Bir döneme damgasını vuran eğitim ve kültür adamı Hasan-Âli Yücel, kalp ve şeker rahatsızlığı nedeniyle kendini iyi hissetmemektedir. Yazı İstanbul-Orhantepe'de geçirir. 1960 Eylül ve Ekim aylarında Millî Eğitim Planı'nın hazırlık çalışmalarını yürüten komisyon toplantılarına katılır. Kasım ortalarında UNESCO'nun II. Genel Kurul Toplantısına katılmak üzere Paris'e gider. Yücel; 26 Şubat 1961 sabahı, İstanbul'da misafir olarak kaldığı Prof.Dr. Tevfik Sağlam'ın evinde enfarktüs'ten vefat eder. Cenazesi, 3 Temmuz 1943'te açılışını yaptığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 3- Îç Hastalıkları Kliniği'nden alınarak Ankara'ya getirilir. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde katafalka konulur ve 2 Mart'ta büyük bir törenle Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verilir.

   Adres : Dikkaldırım Mh.Zübeydehanım Cd. NO:31/B Osmangazi/BURSA   Telefon : 0224 234 34 00  Fax : 0224 233 71 88  Web : www.bursahaylisesi.k12.tr
Copyright © BURSA HASAN ALİ YÜCEL LİSESİ
ANALİZ BİLGİSAYAR